Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip
Erdoğan, "Unutmayın '411 el kaosa kalktı' manşetlerinin esas atılma
sebebi de yine kadınlarımızın hak ve özgürlüklerini genişletme hamlelerimizdir.
Hatta bu yüzden partimiz kapatılma davasına maruz kalmıştır. Türkiye'nin
kendisine ve tarihine asla yakışmayan bu utanç sahnelerine son verebilmesi
ancak AK Parti'nin kararlı mücadelesiyle mümkün oldu" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ATO Congresium'da, AK Parti
Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığınca düzenlenen 2. Uluslararası İş'te Kadın
Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, zirvenin, ülke millet ve kadınlar için hayırlara
vesile olmasını diledi.
Ülkedeki tüm kadınların 5 Aralık Kadın Hakları
Günü'nü tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şair Erdem Bayazıt'ın "Sana,
Bana, Vatanıma, Ülkemin İnsanlarına Dair" şiirinden "Yürekleri
Akdeniz gibi geniş, soluğu Afrika gibi sıcak" dizesiyle tüm kadınları
selamladığını söyledi.
Filistin'in cesur kadınlarına, Suriye'nin yüreği
mahzun annelerine, Arakan'ın, Afrika'nın ve Asya'nın bütün mazlum kadınlarına
en derin saygılarını gönderen Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatan, bayrak ve
bağımsızlık için canlarını ortaya koyan tüm yiğit kadınlara da Allah'tan rahmet
diledi.
Öğrencilerinin gözü önünde kalleşçe şehit edilen
öğretmen Aybüke Yalçın'ı, üniformasını oğluna emanet ederek mücadeleye koşan
polis Demet Sezen ve 15 Temmuz gecesi şehit olan tüm cesur kadınları rahmetle
yad eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlerin cefakar annelerine, boynu bükük
eşlerine, geride bıraktıkları yetim ve öksüzlere Allah'tan sabır niyaz etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, canlarından bir parça
olarak gördükleri şehitlerin emanetlerine sahip çıkmayı sürdüreceklerini,
bundan kimsenin şüphesi olmaması gerektiğini söyledi.
Bu anlamlı günde özgün bir perspektifle düzenlenen
programın, kadınların sorunlarının çözümü noktasında önemli bir farkındalık
oluşturacağına inandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün
burada kendi alanında çığır açan, başarılara imza atmış, diğer kadınlara örnek
olmuş birçok misafirimiz bulunuyor. Onların hikaye ve tavsiyelerinin bilhassa
gençlerimize ve girişimci kadınlarımıza yol göstereceğini düşünüyorum. Zira her
başarı hikayesi bir başka başarının müjdecisidir" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerini ileri
demokrasinin beşiği olarak takdim eden birçok ülkeden seneler önce kadınlarına
seçme seçilme hakkını vermiş bir devlet olarak gururlu olduklarını dile getirdi.
Cumhuriyetin banisi Gazi Mustafa Kemal'in bu adımı
atarken neyi hedeflediğinin, gelecekte nasıl bir Türkiye tasavvuru kurduğunu da
çok iyi bildiklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
"Maalesef Gazi'nin hedeflediği tablo çok uzun
yıllar hayal olarak kalmış, gerçeğe de dönüşememiştir. Bunun sebebi de Gazi
Mustafa Kemal'den sonra CHP'nin genel başkanlık koltuğuna oturanlar, 1940'ların
İtalya ve Almanya’sına öykünen CHP dönemi idarecileri bu ülkelerden ilham
aldıkları faşizan politikaları maalesef Gazi'nin ismini kullanarak millete
dikte etti. Her ne kadar Türkiye'deki kadınlar 1934 yılında seçme seçilme
haklarını elde etmişlerse de çok uzun süre haklarını gerçek manada alamadılar.
Türk siyasetinin kapıları uzun dönem ülkemizdeki kadınların kahir ekseriyetine
kapalı kalmıştır. Sadece siyasetin değil üniversiteler başta olmak üzere
eğitim, öğretim kurumlarının da kapıları kapalıydı. Kadınlara seçilme hakkı
verilmesinden 65 yıl sonra Merve Kavakçı kardeşimin TBMM çatısı altında neler
yaşadığını hepimiz gayet iyi hatırlıyoruz. Sırf başörtüsüyle Meclis'e girdiği
için kendisine dönemin başbakanı tarafından yapılan hakaretleri unutmuş
değiliz."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde üniversitede
okumak isteyen kızlara da hangi yabancı ülkelerin adres gösterildiğini de çok
iyi bildiklerini aktardı.
2007 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde birilerinin
sürekli bu tür konuları gündeme getirdiğini de iyi bildiklerini belirten
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Unutmayın '411 el kaosa kalktı' manşetlerinin
esas atılma sebebi de yine kadınlarımızın hak ve özgürlüklerini genişletme
hamlelerimizdir. Hatta bu yüzden partimiz kapatılma davasına maruz kalmıştır.
Türkiye'nin kendisine ve tarihine asla yakışmayan bu utanç sahnelerine son
verebilmesi ancak AK Parti'nin kararlı mücadelesiyle mümkün
oldu" değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep
Tayyip Erdoğan, "Vatanı bile 'anavatan' olarak tanımlayan bir millet
kadını yok sayabilir mi? Bizden başka böyle bir millet yok. Topraklarına bile
'Anadolu' diyen bir kültür kadını öteleyebilir mi? 'Kadın insandır, erkek insanoğlu'
diyen bir gelenek kadını değersizleştirebilir mi? Elbette hayır. Tüm bu
gerçeklere rağmen neden hala birileri kadınlar üzerinden din ve millet
düşmanlığı yapıyorlar?" dedi.
AK Parti hükümetlerinden önce yüzde 5'i dahi
bulmayan kadın milletvekili oranının Cumhuriyet tarihinde ilk kez 2007
seçimlerinde yüzde 10'a yaklaştığını, 2011 seçimlerinde bu oranın yüzde 14'ü
geçtiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "AK Parti olarak şu an
biri büyükşehir olmak üzere 8 kadın belediye başkanımız, 978 belediye meclisi
üyemiz, 33 il genel meclisi üyemiz bulunuyor. İstihdamdaki kadın oranını ise
2005'teki yüzde 22,7 seviyesinden bu yılın temmuz ayı itibarıyla yüzde 34,3'e
yükselttik. İnşallah 2023'te bu oranı en az yüzde 41'e taşımak
istiyoruz" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadınların 1934'te elde
ettikleri haklarını hiçbir kısıtlama, hiçbir mani olmadan kullanmaya AK Parti
döneminde başladığı gerçeğini, bugün vicdan sahibi herkesin net bir şekilde
görebildiğini söyledi.
Türkiye'deki kadınların siyasi, ekonomik, akademik
ve ticari olarak gerçek özgürlüklerine AK Parti iktidarında kavuştuğunu ifade
eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu gerçeklerin ülkemizdeki ve yurt dışındaki
bazı çevrelerin zihin konforunu bozduğunu da biliyoruz. Vatandaşa tepeden
bakan, milletin değerlerine düşmanlık eden bu kesimlerin en büyük ezberi,
'İslam'ın kadını ötekileştirdiğidir.' Bunlara göre din, haşa, kadını eve, dört
duvar arasına mahkum kılar. Televizyon ekranlarından, gazete köşelerinden,
üniversite kürsülerinden senelerdir sabah akşam bu ezberi tekrarladılar. Bazı
kültürel yanlış uygulamalar üzerinden bu milletin inancına dil uzattılar.
Ellerine geçirdikleri her menfi örneği, tezlerini meşrulaştırmak için
büyüterek, köpürterek tepe tepe kullandılar."
Batı'nın kadınlarla ilgili kötü siciline bakmadan
senelerce çağdaşlaşma adına millete Batı'nın örnek gösterildiğine vurgu yapan
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kesimlerin modernleşmeden anladıklarının hiçbir zaman
kılık kıyafetin, gardırop modernleşmesinin ötesine geçemediğini belirtti.
Oysa ki İslam'ın kadına gerçek değerini, gerçek
hürriyetini kazandıran din olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle
konuştu:
"İslam tarihine göz gezdiren, orada Sevgili
Peygamberimizin eşi tüccar Hazreti Hatice Hanımefendiyi görür, müctehid Hazreti
Ayşe Hanımefendiyi görür. Kendi tarihimize bakan 'diriliş'in annesi Hayme
Ana'yı, vakıf çeşmesi Melike Hatun'u, istiklalin sembolü Nene Hatun'u görür.
Yakın geçmişimize bakan da 15 Temmuz gecesi namlulara meydan okuyan Cennetleri,
Şerifeleri, Demetleri, Ayşeleri görür. Gözü ve gönlü mühürlü olmayan herkes o
gece dilinde tekbir, elinde bayrakla ülkemizi darbecilere dar eden her biri
kahramanlık abidesi kadınlarımızı görür. Siz o gece saat 11.15 civarında
Atatürk Havalimanı'na inen, tankları görünce de hemen orada saklanan, sonra
arkadaşları gelip, tanklarla anlaşıp, makam aracı geldikten sonra da Bakırköy
Belediyesine sığınan Kılıçdaroğlu olmadınız. Siz o gece F16'lar bomba
yağdırırken, helikopterler mermilerini yağdırırken, tanklar, toplar caddeleri
istila ederken cadde ve sokaklarda siz, kadınca değil kadın yiğitliğiyle
yürüdünüz. Siz analığınız gereğini orada çok farklı bir şekilde ortaya
koydunuz. Yılmadınız."
- "Anaların ayaklarının altını öpmeyi ihmal
etmeyin"
"Cenneti annelerin ayağının altına seren bir
din kadını aşağılayabilir mi?" diye soran Cumhurbaşkanı
Erdoğan, şunları söyledi:
"Anaların ayaklarının altını öpmeyi ihmal
etmeyin, öpün. Orada cenneti bulursunuz, orada cennetin kokusunu hissedersiniz.
O, bambaşka bir dünyadır. Vatanı bile 'anavatan' olarak tanımlayan bir millet,
kadını yok sayabilir mi? Bizden başka böyle bir millet yok. Topraklarına bile
'Anadolu' diyen bir kültür, kadını örteleyebilir mi? 'Kadın insandır, erkek
insanoğlu' diyen bir gelenek kadını değersizleştirebilir mi? Elbette hayır. Tüm
bu gerçeklere rağmen neden hala birileri kadınlar üzerinden din ve millet
düşmanlığı yapıyor. Niçin bu kesimler DEAŞ gibi bir katiller sürüsünün kadına
yönelik aşağılık tavırlarını Müslümanlara yamamaya çalışıyorlar. Bunlar için
mesele kadınlar değildir. Kadın hakları hiç değildir. Çünkü kadına gerçekten
değer verseler sadece DEAŞ'lı canileri değil PKK'nın, YPG'nin ölüm makinesine
çevirdiği genç kızları da görürler onlar için de tepki gösterirler."
Kandil'e genç kızları, gençleri kaçıranların PKK
olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyarbakır Belediyesinin önünde
günlerce, haftalarca bu nedenle anaların ağladığını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
"Amaçları kadın hakları olsa, moda sektörünün
kanını emdiği, modern kölelere çevirdiği çocuk yaştaki kızlar için de seslerini
yükseltirler. Gayeleri adalet olsa, Arakan'da evlatları gözlerinin önünde
katledilen annelere, geçmeye çalıştıkları nehirde annesini yitiren kız
çocuklarına da sahip çıkarlar. Niyeti kadının onurunu korumak olanlar her gün
bir skandalın patlak verdiği sosyete dünyasındaki tacizlere tepkilerini
yükseltirler."
Niyet temiz olmayınca eylemin sonuç üretmesinin de
mümkün olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu çevrelerin de onca medya
gücüne, propagandaya rağmen bir türlü amaçlarına ulaşamadığını dile getirdi.
Kadınların önümüzdeki süreçte özellikle de Batı
ülkelerinde hak ve özgürlükleri konusunda ciddi sınırlamalarla
karşılaşacaklarının anlaşıldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Avrupa'da
yükselen aşırı sağ ve yabancı düşmanı akımlar, insanlık dışı fikirleriyle
siyasi ve toplumsal hayatı adeta zehirliyor. Kimi popülist Avrupalı liderlerin
de maalesef günü kurtarmak adına bu kesimlerin taleplerine boyun eğdiğini
görüyoruz. Bir dönem ülkemizde kadınlara yönelik baskının meşrulaştırma aracı
olarak kullanılan kamusal alan-özel alan ayrımı Batı ülkelerinde de giderek
yaygınlaşıyor. 28 Şubat döneminde örneklerine sıkça rastladığımız argümanlar
Avrupa'da da tedavüle sokulmaya başlandı" değerlendirmesinde bulundu.
- "Yeni doğmuş çocukları alan bir Batı var"
Kadınların bir dönem Fatih'te, Sultanbeyli'de veya
başka yerlerde maruz kaldığı gayri insani muamelelere, demokrasinin beşiği
konumundaki Avrupa şehirlerinde rastlandığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı
Erdoğan şöyle devam etti:
"Avrupa'da eğitim öğretim hayatı engellenen,
işinden atılan, baskılar sonucu ekmek kapısı olan ticari işletmesini kapatmak
zorunda kalan hanım kardeşlerimizin bulunduğunu görüyoruz, duyuyoruz. Nasıl
Türkiye'deki yoz anlayışla demokratik zeminde mücadele etmişsek giderek
yükselen bu tehditlere de aynı şekilde karşı koymalıyız. Hatta daha ileri
gidiyorlar. Artık evden yeni doğmuş çocukları alan bir Batı var. Annesinden bir
yavruyu ayırmanın ne demek olduğunu ancak anası bilir. Her zaman zaten
Avusturya'yla uğraşıyoruz, herhalde daha da uğraşacağız. Bu nedir, bu? Bu
katliamdır, cinayettir. Sen benim çocuğumu alamazsın. Onun bakımı, şöyleymiş,
böyleymiş... O seni ilgilendirmez, annesini, babasını ilgilendirir. Hele hele
sütteki bir evladı annesinden ayırmanın izahı olabilir mi? Bunlar şu anda bunu
yapıyor"
Bu mücadeleyi sadece kadınlar için değil,
insanlığın ve demokrasinin geleceği için de yürütmek mecburiyetinde olduklarını
vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun, farklı kökene, inanca, siyasi görüşe
sahip dostlarla verilmesi gereken bir mücadele olduğunun altını çizdi.
- "Bunlar, Ortadoğu'yu tamamen karıştırma
projesidir"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kudüs'ün İsrail'in başkenti
olarak tanınacağı iddiasına ilişkin, "Amerika diyor ki 'Ben
büyükelçiliğimi Kudüs'e alacağım.' Bunlar, Ortadoğu'yu tamamen karıştırma
projesidir. Bu, Türkiye için kırmızı çizgidir. Burada diplomasi olarak ne
gerekiyorsa A'dan Z'ye bunu yapacağız" dedi.
İslam İşbirliği Teşkilatının dönem başkanı olarak
Türkiye'nin, "Liderler Zirvesini" toplayacağını bildiren
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Buna duyarsız, sessiz kalamayız. Amerika'nın
atacağı bu adımı asla sessiz olarak değerlendiremeyiz. Elimizden ne geliyorsa
sonuna kadar bunu yapacağız" şeklinde konuştu.
"Ben yaptım oldu anlayışıyla dünyada artık
devletler konum belirleyemez" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları
kaydetti:
"Türkiye, geçtiğimiz 15 yıldaki demokratik
tecrübeleriyle bu mücadeleye öncülük, rehberlik edebilecek bir ülkedir. Zira bu
ülkenin mücadeleci kadınları, demokrasi ve özgürlüklerin ne kadar vazgeçilmez
olduğunun en yakın şahitleridir. Sizlerden diğer çalışmalarınız yanında bu
meseleye de eğilmenizi istirham ediyorum. Biz bugüne kadar olduğu gibi bundan
sonra da kadınlarımızın her alanda en büyük destekçisi olmayı sürdüreceğiz.
Bilhassa iş dünyasında girişimci kadınlarımıza her türlü imkanı sunmaya devam
edeceğiz."
2. Uluslararası İş'te Kadın Zirvesi'nin tüm
kadınlar için hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödül
alan kadınları tebrik etti, başarı hikayelerinin diğer kadınlara örnek
olacağına inandığını söyledi.
2. Uluslararası İş’te Kadın Zirvesine,
Cumhurbaşkanı Erdoğan eşi Emine Erdoğan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Dr.
Fatma Betül Sayan Kaya, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu,
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, AK
Parti Genel Başkan Yardımcıları Hayati Yazıcı, Mahir Ünal, Cevdet Yılmaz,
Çiğdem Karaaslan, Ravza Kavakcı, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı
Lütfiye Selva Çam, AK Parti’li eski kadın bakanlar, milletvekilleri, girişimci
kadınlar ve çok sayıda davetli katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti Genel Merkez
Kadın Kolları Başkanı Çam'ın konuşması işitme engelliler için işaret diline
çevrildi.
Katılımcılara, AK Parti Genel Merkez Kadın
Kollarınca hazırlanan "İş Hayatında Kadının Rolü" temalı video
izletildi.
Programın sunucuları arasında doğuştan yürüme
engelli Vahide Çakır da yer aldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından iş
hayatında başarılarıyla öne çıkan farklı meslek gruplarından 10 kadına
ödüllerini verdi.